‘özgür irade’ etiketi

Özgür İrade ve Determinizm Arasında İnsanın Seçimleri ve Kaderi

“Özgür irade ile yaptığım ilk hareket,” der William James, “ona inanmaktır.”

İnsan yaşamında olan bitenin ne kadarı kendi seçimlerinin sonucudur ne kadarı önceden belirlenmiştir? Bu soru ilk çağ Yunan felsefesinden bugüne zihinleri meşgul ediyor. İlk çağda felsefe ve varlıkbilimin araştırdığı cevaplar üzerinde bugün özellikle fizik ve nörobilim dalları çeşit çeşit deneyler yaparak çalışıyorlar. Kullandıkları metotlar ve terimler farklı görünse de benzer soruları sormaktalar. Kısa ve basit olarak özetlersek:

Fizik : Temel sorularından birisi – zaman ve mekan boyutu tek ise insan bu boyutun neresinde ve evren nasıl var oldu? CERN, MIT gibi olağanüstü araştırma merkezlerinde kurdukları mikroevrenlerde sürdürdükleri araştırmalarda atom altı parçacıklarının hareketi, zerreciklerin davranışını önceden belirlemenin mümkün olup olmadığı, deneyi yapan insanın düşüncesinin deneye ve harekete etkisi; aynı anda farklı iki yer ve konumda görünebilmenin koşulları; kelebek etkisi; hologramları ve dolayısıyla başka nesneleri yaratmak; madde olanla madde olmayanı belirlemek gibi sorulara cevaplar aranmakta.

Nörobilim: Temel sorusu –insan bilincinin mahiyeti ve potansiyeli. Beynin gelişimine paralel olarak kurulan nöron yolları ve ağları dışında bulunan bazı bilgi ve hafıza kayıtlarının insanın davranışına, psikolojisine etkisi; tıbben açıklanamayan bazı klinik bulgular; beyin ve beden sınırlarının ötesinde bir bilincin var olup olmadığı ve gözle görünenin dışındaki evren ile insan arasında olup biten etkileşimler; insanın sahip olduğu ama henüz tam keşfedilmemiş güçleri…

Hem fizik alanında hem nöroblimde araştırmalar ikiye ayrılmış durumda:

  1. İnsanın özgür iradesi vardır. Tüm seçenekler insanın önünde açıktır, seçimini yapar ve yaptığı her seçimden doğan sonuçlar insanın bir sonraki hareketini, seçeneklerini ve hayat olaylarını belirler.
  2. İnsanın özgür iradesi yoktur ve hür seçim bir yanılsamadır. Aslında her şey önceden belirlenmiştir. Var oluşa hükmeden determinizm kuralları ile olacaklar baştan bellidir.

Bu iki karşıt görüş kendi hipotezlerine henüz bilimsel olarak 100% kanıt sunmuş değil.

Bu iki kutuba ek bir görüş daha var ki onlar her ne kadar bulduklarını formüllere geçirmemiş olsalar da antik Yunan felsefesinden bugüne konu üzerinde düşünmüş, kendi deneyimleriyle keşifler yapmış, farklı zamanlarda dünyanın farklı yerlerinde yaşamış mistikler ve sufiler. Maneviyatı bir bilim gibi ele almış ve insan ruhu üzerinde derin düşünmüş arifler. Onların içinde akla en yakın gelen görüşlerden birisi de insanın kaderini belirleyen bir “orta yolun kuralı” nın bulunması. Bu kurala göre ne tamamen özgür irade ne de tamamen determinizm –ikisinin arasında yer alan insan, özgür iradesini kullanabilir. Kader levhasına yazılmış olanlar bulunabilir, hatta yazılanların bir kısmı insan iradesinin dışındaki alanda kalabilir ama yine de insan yaşamında yaptıklarıyla, kararlarıyla ve geride bıraktıklarıyla kaderine etki edebilir. Yaşamında, düşüncesinde ve eylemlerinde olumsuzluklar varsa onları bir ölçüde olumluya dönüştürebilir. İnsan olmanın, insan gibi yaşamanın ve her yeni güne yeni umutla başlayabilmenin sırrı da bu orta yolda bir yerde saklı olsa gerek.

 

Duygu Bruce

9 Mayıs, 2017