‘fâni’ etiketi

Arkadaşlar Arasında

9221904_fullsizeGönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane.

Geçenlerde, üniversite yıllarından beri görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım. Karşılaşmanın heyecanıyla diğer işleri erteleyiverdik ve bulduğumuz en yakın yere oturduk. Onbeş dakika geçmeden hayatımızın şekilsel detaylarını öğrenmiştik. Kalan zamanda ortak anılarımızı andık, güldük, konuştukça daha çok hatırladık. Beklentilerimizden, ilişkilerden konuşurken zaman uçtu gitti.  Ayrılma vakti geldiğinde ikimiz de kendimizi bu sohbetle zengin, mutlu ve yüreklenmiş hissederek vedalaştık.

Bu eski arkadaşım gibi düzenli görüşmüyor olsak da hayatımızın her dönemini renklendiren arkadaşlarımız vardır, o dönemi tarif ederken onlarsız olmaz, tarif eksik kalır. Yaşantımızla içiçe olmuş arkadaşlıklarıdır. Kimisi belki hâlâ devam ediyordur, kimini de bir gülümsemeyle hatırlarız, hatıramızda bıraktığı iz bu gülümsemede saklıdır. Hayat hikayemizde onların yeri bellidir. Hele içlerinde bir de bir ya da iki tanesi vardır ki ilk çocukluğumuz ya da erken gençliğimizde tanımışızdır onları, fiziksel olarak ayrı yerlerde bulunmuş olsak da, gönlümüzün köşelerinde onlara hep bir yer ayırmışızdır. Ordadırlar, istediğimiz an ulaşılırlar. Bizi iyi tanırlar, kabul ederler, aramızda sessiz ve sözsüz konuşabiliriz. Samimiyetlerine inanır, güveniriz onlara. Sanki ince bir sicimle onlara bağlı hissederiz kendimizi, şimdiki fizik deneylerinde olduğu gibi titreşimleri algılarız. İnsan olma halinin çok önemli bir kısmıdır bu tür ilişki kurabilmek. Sonuçta sosyal olmak üzere yaratılmışız. Empati araştırmalarına bakılırsa, beynimizdeki ayna nöron bağlantıları da karşımızdakiyle bir gülmeye, ağlamaya, esnemeye, vb. göre hazırlanmış. İnsanın varoluş koşulu böyle olunca, kurduğumuz ilişkilerin de psikolojik ve ruhsal durumumuzu belirleyici etkilere sahip olması doğal.

Nörobilim ve psikolojik araştırmaların güncel bulguları da zaten gösteriyor: Yaşam süresince ortalama 3-6 arkadaşa sahip olup sosyal destek hisseden insanlar, seyrek, ya da hiç arkadaşı olmayanlara oranla ciddi bir farkla daha mutlular. Arkadaş sahibi gruptakileri daha mutlu kılan tarifin içinde şunlardan «daha» çok var:

  • aktif hayat (spor, sosyal, kültürel alanlarda)
  • fiziksel sağlık (sağlam kafa sağlam vücut gibi bir durum)
  • kuvvetli hafıza (ortak anıların paylaşımı, hafızayı tazeleyen etkiler)
  • sosyal destek (aidiyet, sevgi ve neşe)
  • ruh sağlığı ve uzatılmış yaşam süresi

Bilimsel, ruhsal ve sosyal durum böyle olunca, arkadaşlıklarımızın niteliği, ne kadar mutlu olabileceğimizi bir ölçüde ortaya çıkarıyor. Kendi içimizde basit bir değerlendirme yapmak için gündelik hayatımızdaki ilişkilerde, sohbete, sevince ve dert ortaklığına ne kadar yer verdiğimize bakabiliriz. Gönlümüzden ne geçer?

Duygu Bruce

14 Kasım, 2016

Resim: Jirlow

Sosyal ağlarımız, arkadaşlarımız, hercai ilişkiler ve gündelik karşılaşmalar arasında bir dostluk tarifi

“Belli dost bellisiz işlerde belli olur.”

  Certus incertus cerni.

Lise yıllarında, zaman zaman hepimizin yaptığı bir hesap vardı: arkadaşlarımızı gözden geçirir, kaç tanesini gelip geçen hercai arkadaş, kaçının durumsal ya da biraz daha kalıcı arkadaş olduğunu; kaç tanesini ise gerçek dost olarak kenara ayırabileceğimizi inceden inceye hesaplardık. Bu hesapları karşılaştırdığımızda görürdük ki dost olarak kabul ettiklerimiz bir ya da iki kişiyi geçmezdi. Bazen de yaşanan bir hayal kırıklığı sonucunda dünya üzerinde gerçek dostluk var mıdır, tarifi nasıldır diye sorgulayıp, net bir cevap bulamadan soruyu beklemeye alır; sonrasında ise elde var bir, kalan bir hesapları ile sağlama yeniden yapılır, dostluk yüce tutulur ve en azından bağlardan biri korunurdu. (daha&helliip;)