‘dost’ etiketi

Baştan Ayağa Yâreyim

Gönlüm düştü bu sevdaya
Gel gör beni aşk neyledi

Gönlüm düştü bu sevdaya
Gel gör beni aşk neyledi
Başımı verdim kavgaya
Gel gör beni aşk neyledi

Ben ağlarım yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne âkilim ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluben yürürüm
Dostu düşümde görürüm
Uyanır melül olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Aşkın beni mesteyledi
Aldı gönlüm hasteyledi
Öldürmeğe kast eyledi
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akan suların çağlarım
Dertli yüreğim dağlarım
Yârim için ben ağlarım
Gel gör beni aşk neyleydi

Miskin Yunus biçâreyim
Baştan ayağa yâreyim
Dost elinden âvareyim
Gel gör beni aşk neyleydi

Yunus Emre

Yunus Emre Divan, LIV, Burhan Toprak, İnkılâp ve Aka Basım Evi, 1982.

Şu Yalan Dünyaya

Üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam
Âlem çiçek olsa arı ben olsam

Şu yalan dünyaya geldim giderem
Gönül senden özge yâr bulamadım
Yaralandim al kanlara bulandım
Elimin kanını yur bulamadim

Güzel olan neyler altın akçeyi
Ârif olan düzer türlü bohçayi
Vücudumda seyreyledim bahçeyi
Dosta el değmedik nar bulamadim

Güzellerin zülfü destedir deste
Erenler hak için oturmuş posta
Bir zaman sağ gezdim bir zaman hasta
Hasta hâlin nedir der bulamadım

Pir Sultan Abdal’ım dağlar ben olsam
Üstü mor sümbüllü bağlar ben olsam

Âlem çiçek olsa arı ben olsam
Dost dilinden tatlı bal bulamadim.

Pir Sultan Abdal

Dosta Doğru

Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
Her haftası bayram, her günü düğün,
Hele yaylalara çıkılsın da gör.

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde…
Saydıklarım damla değil denizde,
Hele bir ekinler ekilsin de gör.

Görmedin sen bizim mavi suları,
Karlar eriyince kırar yuları…
Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
Hele taştan taşa dökülsün de gör.

Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.
O kirli kabukta, o en temiz iç;
Hele bir yakından bakılsın da gör.

Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı,
Sevgiyi bulasın, yakına gel ki…
Kalıplar gerçeği göstermez belki
Gönül perdeleri sökülsün de gör.

Abdurrahim Karakoç

27 Ağustos 2018

 

Sokrates’in Evi

Sokrates kendine bir ev yaptırmıştı.

Herkes bir tarafını kötüledi.

Kimi: “İçi güzel olmamış” diye çıkıştı;

Kimi de: “Fazlaca bayağı!” dedi.

Biri kalkıp cephesini tenkit ediyordu;

Ekserisi de: “Odaları küçük diyordu,

Dostlarını bunun neresine sığdıracak?”

Sokrates o zaman şöyle buyurdu:

“Evim sahici dostlarımı alacak ancak.”

 

Hakkı vardı Sokrates’in elbette

Evini bunlar için fazla geniş görmekte.

Dost diyip çıkıyoruz her rastladığımıza.

Bu adı herkese veriririz ama,

Dost ne kadar az bulunur gerçekte!

 

La Fontaine –Çeviri:Orhan Veli

30 Ocak, 2017

Aç Artık Dost Kollarını

 

6e340fed0a02b17edd1eff038d53c380 Aç artık dost kollarını,
Gel ey dostum yavaş yavaş.
Yol karanlık gözüm görmez,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Dardayım gel artık ulaş,
Muhabbet yolunu dolaş.
Sensin dost yarama ilaç,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Haydar’ı Şah senin adın,
Bilirim sende muradım.
Çok peygambere uğradım,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Artık bana aç kolları,
Yağmur geçti, yağar dolu.
Boynumda gezer dost kolu,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Sanadır bu sözüm sana,
Artık al ulu divana.
Kavruldum dost yana yana,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Pir Sultan başka yol bilmez,
Senin bu yolundan dönmez.
Alev oldu gayrı sönmez,
Gel ey dostum yavaş yavaş.

Pir Sultan Abdal

11 Aralık, 2016

 

Şah Mesud ve Balıkçı Çocuğun Hikayesi

1ec643b082ae5cb5c17076289e1c48a72-2-copy

Şah Mesud bir gün yolda giderken ordusundan ayrıldı.

Yalnız başına rüzgar gibi koşturdu atını

Denizin kıyısında oturmuş çocuğu görene dek.

Balık tutuyordu çocuk –tam oltasını atacak iken

Şah onu, dostça bir bakışla selamlayarak atından indi.

(daha&helliip;)

İnsanın Aşk Hâlleri


İnsan aşkı arar.

İnsan olmanın en temel hâllerinden biri aşık olmak. Ama ne tür bir aşk bu? O kadar çok çeşidi var ki. Ferzan Özpetek, Ayşe Arman ile yaptığı röportajda şöyle tanımlamış aşkı:

Aşk, herkesi birbirine bağlayan bir ip!… Kendimi çaresiz hissettiğim anlarda aşkı düşünürüm ben. Çünkü bizi kurtaran, herşeyi değiştiren, olanaksızı olanaklı, çirkini güzel, kabul edilemez olanı kabul edilebilir kılan aşk! Herşey onun vasıtasıyla yürüyor. Hayattaki en önemli şey aşk. Aşk dediğin, dostuna duyduğun aşk, toprağa duyduğun aşk, işine duyduğun aşk…aşk dünyayı döndüren duygu. Bizi kurtaracak tek şey de aşk!

(daha&helliip;)

Sosyal ağlarımız, arkadaşlarımız, hercai ilişkiler ve gündelik karşılaşmalar arasında bir dostluk tarifi

“Belli dost bellisiz işlerde belli olur.”

  Certus incertus cerni.

Lise yıllarında, zaman zaman hepimizin yaptığı bir hesap vardı: arkadaşlarımızı gözden geçirir, kaç tanesini gelip geçen hercai arkadaş, kaçının durumsal ya da biraz daha kalıcı arkadaş olduğunu; kaç tanesini ise gerçek dost olarak kenara ayırabileceğimizi inceden inceye hesaplardık. Bu hesapları karşılaştırdığımızda görürdük ki dost olarak kabul ettiklerimiz bir ya da iki kişiyi geçmezdi. Bazen de yaşanan bir hayal kırıklığı sonucunda dünya üzerinde gerçek dostluk var mıdır, tarifi nasıldır diye sorgulayıp, net bir cevap bulamadan soruyu beklemeye alır; sonrasında ise elde var bir, kalan bir hesapları ile sağlama yeniden yapılır, dostluk yüce tutulur ve en azından bağlardan biri korunurdu. (daha&helliip;)

Aşk Hali

Aşık, aşkından deli divane halde başka hiçbirşey düşünemez olur. Aklı fikri sevgilisinde, onunla olmadığı zamanda onun hayaliyle yaşar, için için onunla konuşur. Aynaya bakar, kendini onun gözünden görür. Düşünür acaba şimdi o ne yapıyor, o ne düşünüyordur…Uykuya dalarken yine aklında o vardır, gözünü açar aklına ilk gelen şey sevgilisidir, gözleri, çehresi, gülümseyişidir…Nereye gitse, aşkla doludur, diğer işler önemsizleşir. Kimi zaman kendi kendine güler, kimi zaman içini çeker. Aşk hallerini yazmakla bitmez, kelimelere sığmaz. Yaradılışın en başından beri var olan aşk, doğuda batıda tüm dünya edebiyatlarına, müziğe, ruha ilham kaynağı olur, etkileri yaşamda ve hatırlarda kalır… (daha&helliip;)