‘derviş’ etiketi

Bülbül Olsam

 

Bülbül olsam gül dalında şakırım,
Öz bağımda biten gül neme yetmez?
Süleyman’ım, kuş dilinden okurum,
Bana talim olan dil neme yetmez?

Aşkın kitabını aldım yazarım,
Daim Hakk’a doğru meylim, nazarım.
Neme gerek dağı, taşı gezerim,
Karşıda görünen yol neme yetmez?

Derviş oldum pir eteğin tutarım,
Hakk’a doğru çekilmiştir katarım.
Baykuş gibi garip garip öterim,
Issız viranlarda çöl neme yetmez?

Dünyanın ötesi neden malûmdur?
Bu ilmin sırrına eren âlimdir.
Az yaşa, çok yaşa sonu ölümdür,
Bana hırka ile çul neme yetmez?

Pir Sultan’ım, sırrın kimseler bilmez,
Tevekkül malını erteye koymaz.
Kişi kısmetinden ziyade yemez,
Bana kısmet olan mal neme yetmez?
Pir Sultan Abdal

11 Nisan 2017

Görsel: Hoa Hong Leo Phot

Hacı Bektaş Veli’nin Mucize Hikayeleri


Kimse Hacı Bektaş Veli’nin kim olduğunu, nereden geldiğini bilmese de hikaye bu ya aynı anda birden çok yerde göründüğü; manevi bir görevle 1200lü yıllarda Anadolu’ya beyaz bir kuş suretinde geldiği anlatılır.

Sıcak bir yaz günü Nevşehir’in Suluca Karahöyük köyünün kadınları pınar başında buğday yıkarken uzaktan gelen bir derviş gözlerine ilişir. İçlerinden birisi: (daha&helliip;)

Hafız

“Doğu da O’nundur batı da.”
(2-115)

Bu blogun açılış yazısında  söz Hafız’ın. Hem doğuda hem batıda hakkında çok yazılmış, çevirilerini yapabilmek için uğruna çok emek harcanmış İran’lı şairin hayatı da sözü kadar mucizelerle dolu. 14. yüzyıl başlarında (1319?) Şiraz’da doğar. Hayatının detayları tam bilinmese de küçük yaşta Kuran, Saadi, Attar ve Rumi’yi ezberlediği için Hafız adını alır. Babası erken yaşta öldükten sonra amcası ile savaşların ve açlıkların sık olduğu bir dönemde yaşar. Hikaye edilir ki bir fırıncının yanında çalışmaya başlar ve Şiraz’ın zenginlerinin yaşadığı mahalleye ekmek taşırken gördüğü bir esmer güzele aşık olur. Gazellerinde sözünü ettiği bu sembolik aşk aracılığı ile ilahi aşkı tasvir ettiği söylenir. (daha&helliip;)