‘bahar’ etiketi

Büyük İskender’in Esrarengiz Seferi ve Ebedi Gençlik Pınarı

Büyük İskender, Makedonya’dan Hindistan’a uzanan seferlerinde durmaksızın “ebedi gençlik pınarını” arar.

Bir keresinde esrarengiz Karanlıklar Ülkesi’nde yol alırken yanına Khızır adlı bir yoldaş verilir. Khızır bu uzun sefer için bir sepette yolluk taşımaktadır.  Önde yürürken ayağı bir taşa takılır ve sepetin içindekiler yere dökülür. İki tane kurutulmuş tuzlu balık da yere düşer ve balıkların düştükleri yerden bir su pınarı fışkırır, balıklar bu pınarın içinde canlanır ve yüzmeye başlarlar.

Khızır bu mucizevi suda balıkların canlandığını görünce, kendisi de suya girer, yıkanır ve kendisine Ebedi Gençlik lûtfu verilir. Khızır kendine emanet edilen bu pınarın koruyucusu olur ve Büyük Kral İskender ise çaresiz, ölüme boyun eğmek zorunda kalır.

O zamandan beri Khızır’ın yürüyüp geçtiği  topraklarda yemyeşil çimenler yeşeriverir; âsâsının değdiği yerde topraktan su fışkırır. Bereketi ve baharı getirir.

İskendernâme’de, “ Khızır, insanın ölümlü çehresini -beşeri temsil eden kahverengi bir üstlük giyer, içinde giydiği yeşil esvap ise iç yüzünü – ölümsüz olan manevi ruhunu temsil eder. Sufi inanışa göre, Khızır, Karanlık ve Ölümlü, aşağıda bir âlemde yaşayan insanın, buna rağmen ruhsal ebediyeti elde edebilecek potansiyelini temsil eder. [i]

[i] [i] Farîd-od-Dîn ‘Attâr (1146-1221). The Canticle of the Birds. Farsça’dan çevirenler: Afkham Darbandi ve Dick Davis. Paris: Diane de Selliers, Éditeur, 2013. s.110.

Resim: Harvard University, Department of Islamic Studies
Minyatür: Sanatçı bilinmiyor, 15. Yüzyıl sonu. Folio, Nezâmi’nin kitabından alma. Freer Gallery of Art, Smithsonian Institution, Washington DC.

 

Pırpırlı Şiir


Uyandım baktım ki bir sabah,
Güneş vurmuş içime;
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm,
Pır pır eder durur bahar rüzgarında.
Kuşlara, yapraklara dönmüşüm; (daha&helliip;)

Kaf Dağı’ndan Bir Bahar Masalı

sumbul

Bundan 4000 yıl önce Babil’de Zahhak adında çok zalim bir kral yaşarmış. Yarı şeytan yarı tiran olan Kral, ilkbaharın gelmesini engellermiş ve her iki omzunda doymak bilmeyen birer yılan otururmuş. Derken kralın beyninde çaresiz bir hastalık başgöstermiş. Acılar içinde yatarken, zehirli yarasına tek çarenin genç çocukların beyni olduğuna inanmış ve ülkede genç çocuk katliamı başlamış. Hergün kral uğruna gençler birer birer öldürülmek üzere saraya götürülürken, halk çaresiz ve güçsüz düşmüş.

Bu zulme artık dayanamayan bir demircinin geriye kalan son ve en küçük oğlu, birkaç arkadaşıyla birleşerek gizlice demirden silahlar yapmaya başlamışlar. İçlerinden iki tanesi, kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarmışlar. Sarayın zindanında ölümü bekleyen diğer gençleri kurtarmak için mutfağa, gençlerin beyinleri yerine koyun beyinlerini bırakmışlar ve saraydan kaçmışlar.

Demirden yaptıkları silahlarını alan gençler, tepelerde yaktıkları ateşlerle haberleşerek toplanmış ve 20 Mart günü zalim kralı öldürmüşler. Bunun üzerine yıllardan sonra yeniden ülkeye bahar gelmiş, herşey neşeyle yeşillenmiş, tomurcuklanmış. Tüm tepelerde özgürlüğü ve baharı kutlamak için ateşler yakılmış, sofralar kurulmuş, halk müzikler eşliğinde dansederek yeni baharla gelen özgürlüklerini kutlamışlar. Ülkeye çöken karanlık, gençlerin cesur gayretleri sonucu gelen baharla aydınlanmış.

Yeni yılın ilk günü ve baharın başlangıcı olarak kabul edilen Nevruz, ilkçağlardan beri Mezopotamya’da kutlanmaktaymış. Zerdüşt ve Perslerin yaşantılarında, maddi ve manevi temizliğin, canlanmanın, tazelenen neşelerin ve yeni başlangıçların zamanı olarak kabul edilmiş, günümüze kadar gelmiş. Nevruz günü, o yıl için bereketi, baharı, sağlığı, arınmayı temsil eden buğday çimi, sümbül çiçeği, ayna, sirke, iğde gibi sembollerle sofrayı süslemek, coşkulu müziklerle dansetmek, Hafız’ın falına bakmak hala daha günün önemli birer parçası.

Neşeli, sağlıklı, aydınlık bir bahar dilekleriyle…

Duygu Bruce

20 Mart 2016

Hikaye: Şahname, Firdevsi

 

Bahar Şiiri


Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederinden
Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocuğum uzat ellerini
Şu güzelim bulut gözlü buzağıya
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi
Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Baharın gençliğin ve aşkın
Türküsünü söyliyelim bir ağızdan.

Ataol Behramoğlu

Baharın İlk Sabahları

Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.

Orhan Veli Kanık