Yaklaştı sonbahar, değişti rüzgarın sesi, güneşin ışıkları gölgelenmeye başladı evin köşelerinde. Tenhalaşan kumsallar kıyıya vuran dalgalarla sessiz; suda yansıyan renkler faklı. Giden son göçmen kuşların sesleri, eski bir saçak altında kırlangıcın özenle hazırladığı yuva; toprağın kokusu; kızıl, sarı, ala, uçuşan bir dans sonbahar…

İçli bir mevsim, içe dönüşü de beraberinde getiriyor sanki. Yazdan kalan hatıralarla, gelecek olan kışa yönelik düşünceler arasında bir geçiş mevsimi. Geldiğimiz yer, bulunduğumuz yer ve varmak istediğimiz yer arasında bir geçiş, bir ara zaman gibi sonbahar. Hep öyledir ya ara zamanlar durağan gibi gözükse de aslında bir değişimin habercisidir. Bir ön hazırlık, içe bakış ve eldekilerle, isteklerin kısa bir değerlendirmesi ile hedeflerin gözden geçirildiği bir dönem olur kimimiz için. Kendi kendimize birkaç soru sorduğumuz olur: “Bu yıl nasıldım? Kendimden, yaptıklarımdan memnun kaldım mı? Neleri daha iyi yapabilirdim? Şimdi kendime neyin sözünü verebilirim?” gibi sorular gelir akla. Bu bilançoyu yapmak farkındalığımızı arttırdığı gibi rahatlık da verir.Kendimizi biraz daha iyi bilmenin rahatlığı ve güveni yerleşir içimize. Uçuşan yaprakların arasında yürürken birdenbire fırıldak gibi şekillerle döne döne dans eden bir yaprak ilişir gözümüze. Neşelenir, yolumuza devam ederiz.

Ne de olsa insan olmak güzeldir.

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.