Güncel psikoloji literatüründe gündemi yüksek olan konu: compassion –türkçede şefkat olarak kullanılmakta. Diğeri için hissetmek ve onun acısını hafifletmek için yardım etmeye gönüllü olmak şeklinde tanımlanıyor. Empati ile farkı ise empati, diğerinin ne hissetiğini anlamaya çalışan bir perspektif edinmek iken şefkat, içimizde, ihtiyaç içinde olana doğrudan yardım etmek motivasyonunu da tetikliyor. Bu tür durumlarla karşılaştığımızda, şefkat sanki tabiatımızın bir parçasıymış gibi reaksiyon veriyoruz…

Neo-Darwin görüşünde olanlar ve nörobilimcilere göre şefkat, insanın yapısında var olan bir içgüdü, nöronlar bu şablona hazır şekilde bağlanmış. Ancak, şefkat ölçeğinde kişilerarası gözlemlenen farklılıklar, bu niteliği hayat süresince işleme –kullanma miktarından kaynaklanıyor.

Neden daha çok kullanmalıyız sorusuna psikolojik ve nörobilimsel araştırmaların farklı deneklerle yaptıkları çalışmalardan elde ettikleri sonuçlar şöyle:

  • Şefkat, kendimizi iyi hissetmemize sebep olur.
  • Vagus siniri üzerinde bıraktığı olumlu etkiler nedeniyle kalp rahatsızlığı riskini düşürür.
  • Stress hormonlarını düzenleyerek kişiyi stresse karşı dayanıklı ve esnek yapar.
  • Şefkatle davranan kişiler, yaşamlarında nelerin yanlış gittiğini ve gelecekte olabilecek olumsuzlukları daha az düşünürler, sonucunda daha mutludurlar.
  • Şefkatli ilişkiler daha yüksek gelişim ve tatmin hislerine imkan verir.

Bugün için son bulgular şefkatin bulaşıcı olduğunu haber veriyor!

Bu konuda yapılmış en güzel ve içten konuşmalardan birisi: Karen Armstrong’un, “Charter for Compassion” adlı ödül alan Ted konuşması. Video

Yorumlar