Juliette BINOCHE, French actress and Johnny DEPP, American actor enjoying a break on the set.

Juliette Binoche, Çikolata filmindeki adıyla Vianne, altı yaşındakı kızı Anouk ile beraber Fransa’nın küçük bir köyüne taşınır ve hayalindeki kahveyi bu köyün meydanında açar. Doğuştan gelen güçlü önsezi ve mutfak yetenekleri olan Vianne, biraz da aileden öğrendiği bir kaç sihirli fomülü kattığı ev yapımı çikolataları ile köyde tanınmaya başlar. Gözlem yeteneği ve sıcakkanlı kişiliği ile insanlarla rahatça ilişki kuran Vianne’in kahvesi köyün uğrak noktası haline gelir. Biraz fantazi, biraz sihir ve becerinin karışımıyla geçimini sağladığı yeni işini eğlenceli bir oyun gibi görür.

Annesine çok bağlı olan Anouk’un en sevdiği oyun arkadaşı, hayali tavşan Pantoufle’dur. Taşınırken ve yeni evine alışırken Anouk’un hep yanında olan hayali arkadaşı, değişim ve büyüme dönemlerinde, ona önemli duygusal destek sağlar. Böylece anne-kız kendi kurdukları oyunları ile hayatlarına anlam ve amaç katarken, eğlenceli ve mutlu anları da bu oyunların içindeyken yakalarlar.

Sonuçta “Yaşayacak ne var?” diye sorar Winnicott –en beğendiğim çocuk ve oyun psikologu “Cevap oyundadır!” der. Cevabı, her yaştaki çocuk ve yetişkin için geçerlidir. Hayal ve gerçek arasında yer alan oyunda, oyuncu oyuna has özel bir hal içindedir – özel olduğu kadar gerçektir ve oyuna asıl kimliğini getirir. Oyunda var olan diğer oyuncular -ister hayali, ister bir nesne veya başka bir insan olsun, oyunda ister söz geçsin ya da geçmesin – oyun, kişinin dış dünya ile nasıl ilişki kurduğunu belirler. Çocuklar kadar yetişkinler de sanat, spor, hobi, mizah, vb araçlarla oyunlarını oynarlar.

“Oynamak” eğlencelidir, içten geldiği gibidir, onun için de oyunda derin yaratıcılığımızın farkına varırız. Bir anda zamanda yolculuk yapabilir, yok olanı var edebiliriz. Sihir, hayal ve gerçek içiçe geçerken gerçek kimliğimiz de tüm canlılığıyla oyunda varolur. Oyundaki ruh haliyle, hayalin gerçeği şekillendirdiği olur. İşte tam orada Winnicott, oyunun terapötik gücünü uygulayarak hayata geçirir[i]. Oyun, birçok gelişimsel tutukluğu ya da ifade bulamayıp kilitlenenleri iyileştirecek, olumlu gerçekleri yaratacak potansiyel güce sahiptir.

Eğer oyun oynamaya bu kadar hazırsak, hayatı bir oyun olarak alabilir mi insan? “Evet” der Winnicott. Oyunda kazanılan puan öz-bilgi  ve “gerçek benlik” tir; er ya da geç oynarken ortaya çıkar. Eğlence, neşe, heyecan, keşif…her ne ise, insanın peşinde olduğunu belirleyen oyunda üstlendiği rolle bağlantılıdır.

Louis Armstrong’un konserinde çaldığı güzel bir melodiden sonra alkışlara verdiği cevapta dediği gibi: “ Çaldığımız (müzik) hayattır –What we play is life.”

Duygu Bruce

8 Ağustos, 2016

[i]D.W. Winnicott. Playing and Reality. 1971. London: Tavistock Publications Ltd. New York: Routledge Classics Ed. 2005.

Türkçeye çeviren: Tuncay Birkan, Oyun ve Gerçeklik. Metis Yayınları, Istanbul, 3. Baskı 2014.

Fotoğraf: Magnum

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.