31082014se08-1

Temmuz sonu sıcak bir gün. Ege’de kavun zamanı. Murat Usta, dededen kalma tarlasında kavun yetiştirerek geçimini sağlayan biri. Neşeli, dinç, gözleri pırıl pırıl bir adam. Kavunlarını nasıl yetiştirdiğini anlatırken gururla nasırlı ve yıpranmış ellerini gösteriyor. Topladıktan sonra küçük bir kamyonetin arkasına yüklediği kavunların kilosunu 2 liradan satıyor. İşin çok olduğu yaz ayları boyunca en büyük yardımcısı 8 yaşındaki oğlu Ferhat Can. Kocaman gözleri gülümseyince aydınlanıveriyor Ferhat Can’ın. Duruşuyla bakışıyla hem canayakın, hem olgun, babasına yoldaş olduğu her halinden belli. Murat Usta içten gelen bir sevgiyle bakıyor oğluna. Çelimsiz ve narin oluşundan endişeli.   İyi okuyup, yüksek okullar bitirmesini istiyor.

Müşterileri, yörede yıllardır tanıdıkları birkaç manav, mahallede birkaç ev; kimi zaman da İstanbul’a götürüp satmak isteyen aracılarmış. Alışverişimizin sonuna doğru tam alan satan memnun diyecek iken birden Murat Usta, kavunun kilosunu 2 lira yerine 1.5 liraya satmak istiyor. Ferhat Can iri gözleriyle bakarak bizi dinliyor. Kabul etmiyoruz. Bunun üzerine vedalaşırken, Murat Usta arka kasada akşam sofrası için evine ayırdığı tek ve küçük bir kavunu bize hediye ediyor.

İnsanı böylesine cömert , sıcak kalpli ve tok gözlü yapan şey nediri düşünürken , Murat Usta’nın kavunun tadı gibi içinin hoşluğu da bizim yüreğimizi ısıtıyor.

Ne insanlar var memleketimizde değil mi?

 

Duygu Bruce

1 Ağustos, 2016

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.