‘Yaşam’ Kategorisi

Yürekli Kadınların Gerçek Kahramanlık Hikayeleri ve Bugüne Dersler

Bazı kadınların içinde bir pehlivan gizlidir. Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır. Madem ki burası bizim vatanımız, biz de bu vatanın olmalıyız.”

Milli Mücadele’de Türk kadınlarının kağnılarla cepheye silah taşıdığını öğrenmiştik tarih kitaplarında. Ama genç yaşlarında 300 kişilik müfrezelere öncülük etmiş, kuvay-i milliye çetelerine liderlik etmiş, ve cephelerde kahramanca savaşmış kadınların çarpıcı hikayelerinin detaylarını bilmiyordum.  Bu gerçek yaşam hikayelerini araştırırken gördüm ki her birinden ibret alınacak ne kadar çok şey var bugün. Bu yazıda yer verilenler yaşanmış bu hikayelerden sadece birkaç örnek ve vatan uğruna yaptıklarının birkaç satıra sığdırılmış kısa özeti.

Adile Onbaşı

1870 de Tarsus’ta doğdu, Çukurova’nın Fransız işgalinden kurtulması için 1919 da Kuvay-i Milliye’ye katıldı, her muharebede ön safta erkeklerle beraber savaştı.

Binbaşı Ayşe

İzmir işgalinde 800 civarında atlıyı toplayarak dağa çekilen Binbaşı Ayşe, Salihli, Demirci, Gördes ve Aydın cephelerinde savaştı. Sakarya savaşında, mermi ateşinde kalarak yaralandı. Yedi yaşındaki kızını bırakarak günlerce dinlenmeden cephede savaştığı ve takım çavuşu olduğu biliniyor.

Çete Ayşe

Aydın’ın kurtuluşu için bölge kadınlarına cephede öncülük etti, Yunanlılara karşı savaştı. Atatürk’ün önerisi ile TBMM tarafından kırmızı şeritli İstiklal madalyasına layık görüldü. Şu sözüyle bilinir: “Bazı kadınların içinde bir pehlivan gizlidir. Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır. Madem ki burası bizim vatanımız, biz de bu vatanın olmalıyız.”

Gördesli Makbule

Makbule Hanım, küçük yaşta at binmeyi ve silah kullanmayı babasının Gördes’teki büyük çiftliğinde öğrendi. Kocası Halil Efe ile Sındırgı, Bigadiç ve yöresinde Kuvay-i Milliye emrinde Yunanlılara karşı çete savaşlarına katıldı. Herkesi cesaretlendirir, tehlike anında eline silahına ilk o götürürdü. Kocayayla’da ön safta savaşırken şehit olduğunda 21 yaşındaydı.

Kılavuz Hatice

Adana’da gece karanlığında gözünü kırpmadan Fransızlara sözde kılavuzluk ederek onları Kurt Boğazı’na götürdü ve orada pusuya düşürdü. Boğazda hazır bekleyen Türk askeri onlara taarruza geçti ve Fransızlar esir düştüler.

Hafız Selman

Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurucularındandı. Varlıklı bir aileye mensuptu. Askerlere kazak, fanila, çorap ördürür, erzakla bir cepheye gönderirdi. Atatürk ve askerlerini konağında ağırladığı söylenir.

Satı Kadın

1890 doğumlu Satı Kadın (Hatı Çırpan), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın milletvekillerindendir. Çiftçilik ve babasının ardından köy muhtarlığı yapmış beş çocuklu bir köylü kadındı. Okuma yazmayı öğrendikten sonra 1933’ te Ankara milletvekili olarak seçildi, 1939 yılına kadar bu görevi sürdürdü.

Kara Fatma

Milli Mücadele’nin kahraman kadınlarından Kara Fatma, orduda çavuş rütbesi aldı ve Milli Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görev aldı. 300 kişiyi aşan birliğiyle 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde askeriyle birlikte destanlar yazdırdı. Milli Mücadele’den sonra üsteğmen rütbesi ile emekli edildi ve kendisine maaş bağlandı. Ancak kendisi, maaşını Kızılay’a bağışladı.

Nene Hatun

Erzurum’lu Nene Hatun, yirmili yaşlarında iken, iki küçük çocuğunu, “Sizi bana Allah verdi, ben de O’na emanet ediyorum” diyerek evde bırakır ve şehit olan ağabeyinin tüfeğini alarak Ruslara karşı savaşmak için cepheye gider. Nene Hatun Ruslar o bölgeyi terk edene kadar cephede savaştı, cephane taşıdı, hemşirelik yaptı, su dağıttı. Kahramanlıkları destan oldu.

Onbaşı Nezahat

Annesinin ölümü üzerine 8 yaşındayken babasıyla Çanakkale Savaş’ında yer aldı. O yaşta  silah kullanmayı öğrendi ve çarpışmalara girdi. 12 yaşında kendisine onbaşı rütbesi verildikten sonra I. ve II. İnönü savaşlarına katıldı. Cephede Atatürk ve İnönü ile beraber bulundu. Kurmay unvanına layık görüldü. Atatürk’ün yaveriyle evlendi ve sürekli Atatürk’ün yanında yer aldı.

Şerife Bacı

Milli Mücadele’de tüm eli silah tutanların cephede olduğu sırada, İnebolu’dan Ankara’ya ulaştırılması gereken cephaneyi taşıyan kadın ve yaşlı erkeklerin öncüsü olan Şerife Bacı, sırtında çocuğu önünde kağnısı ile konvoyun başında giderken çocuğunu korumak uğruna donarak yirmisinde şehit oldu.

Tayyar Rahmiye

Akdeniz’in Raziyeler köyündendi ve bağlı olduğu Osmaniye yöresi işgal edilince, Fransızlarla muharebeye kendi müfrezesiyle girdi. Görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye’deki demiryolu tünelini patlatarak düşmanın cephane ikmalini durdurdu. Siperinden çıkıp şehit düşen askerleri sırtında kendi bölgelerine getirmesiyle “uçan” anlamındaki “tayyar” lakabını aldı. Fransız karargahına düzenlenen saldırıda askerlerin tereddüt etmesi üzerine, “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmeye utanmıyor musunuz?” diyerek arkadaşlarını hücuma teşvik etti. Aynı muharebede iki arkadaşını korumak için öne atıldığı vakit şehit oldu.

Yaşanmış bu gerçek hikayeleri çocuklarımız da bilsin, bu insanlar, anılarımızda saygı ve minnetle saklı kalsınlar.

25 Ocak, 2017

Oyunda Kim Var?

Juliette BINOCHE, French actress and Johnny DEPP, American actor enjoying a break on the set.

Juliette Binoche, Çikolata filmindeki adıyla Vianne, altı yaşındakı kızı Anouk ile beraber Fransa’nın küçük bir köyüne taşınır ve hayalindeki kahveyi bu köyün meydanında açar. Doğuştan gelen güçlü önsezi ve mutfak yetenekleri olan Vianne, biraz da aileden öğrendiği bir kaç sihirli fomülü kattığı ev yapımı çikolataları ile köyde tanınmaya başlar. Gözlem (daha&helliip;)

Cesur Oyunlar Sahnesi


Bilge bir arife cesaret nedir diye sormuşlar.
Cevaplamış: “Gözü karalık ve ödleklik arasındaki denge halinde ortaya çıkan erdemdir.”

Devlet konservatuarına üstün yetenekle girmiş, yüzlerce tiyatro oyuncusu yetiştirmiş tiyatro ustası Celal Kadri Kınlıoğlu’nun bir dersine katılmıştım. Öyle bir usta ki üç saat boyunca tüm katılımcılar, pür dikkat heyecanla oradaydık. Usta, sınıftaki her öğrenciyle yaptığı 3-5 dakikalık soru cevap seansında, kişinin neden orada olduğuna dair bilgi alıyor ve aldığı cevaba göre kişiye özel yorum yapıyordu.  (daha&helliip;)

Nadide Hayat


Seyrettiğim en nadide en keyifli filmlerden birisi Nadide Hayat.

Ellilerinde bir kadın, zamanında evliliği için üniversiteyi yarım bırakmış, 2 çocuk, bir torun, kendi halinde, aklı başında ve birçoğuna göre sıradan, ortalama bir kadın. Kadın olmanın genetik koduyla “fedakar”, her an ailesi için hazır ve nazır. Mesleği ev hanımı, işi günde 24 saat hayatın gereken tüm parçalarını bir arada ve zamanında işler halde tutmak –evde, ailede ve yakın çevresinde. Helvayı tam kıvamında karıp beklenen zamanda servis etmekten yaşayacağı eve kadar kendinin dışındaki diğer koşullara göre belirlenen nadide bir hayat.

Derken hayatın bir dönemecinde Nadide Hanım’ın içinde bir şey kıpırdar. Rüya ile uyanıklık arasındaki koridorda çalışan ilham perileri, biraz da teknolojik destekle Nadide Hanım’ın uzak geçmişinde kapattığı anı kutularından birini açarken gelecekteki olasılıklardan bir işaret verirler. Nadide hanım bu işaretleri geçiştirmez, görür, okur ve çözmeye çalışır. Ne de olsa akıllı bir kadındır ve içindeki kıpırtının boş olmadığının farkındalığıyla yanına cesaretini de alır ve bulunduğu dönemeçte seçimini yapar.

Mühletli hayat yolculuğunda küçük mutlulukları yakalayarak devam eden çaba, cesaret ve kendini bulma öyküsü. Nadide hanım’ın her an tazelediği sevinç ve umudu, seyredeni de sarıyor.

Mizahla renklenmiş küçük derslerle anlatılıyor ilişkilerdeki alışverişler; bu da başka bir keyif ve zenginlik katmış. “Instagram akışkanlığı” olan filmde her neslin keyifle gülümseyerek  çıkarabileceği bir ders var.

Gerçekten istediğimizde,  yüreklenerek atacağımız bir küçük adımla başlamak hayat yolculuğuna bir anlam katmaya yeterli değil mi? Harita çizilmiş, yazılmış olsa da bir sonraki istikametin kilometre taşını nereye koyacağımız bizim elimizde.

Bunu bilmek de hatırlamak da bir mutluluk.

Duygu Bruce, Kaf Dağının Eteklerinde 06.01.2015