Mayıs 2016

Freud’un Küçük Kitabına Sığdırdığı İnsan Tabiatı

Yaşamaya geldiğimiz hayatı çok zor buluruz –birçok zahmeti, hayal kırıklığını ve zor işleri içerir.”

Freud, Medeniyet ve Hoşnutsuzlukları adlı küçük kitabında özetler insan tabiatının özünü.

Bilinç ve bilinçaltının davranışlara yansımalarından örnekler verir. Freud’a göre gündelik bilinç,  farkında olduğumuz duygu, düşünce ve tutumlarımızdan oluşur. Daha büyük bir alan kaplayan bilinçaltı ise görünenin arkasında, çoğunlukla farkında olmadığımız dürtü, istek, korku, hatıra ve düşüncelerin bulunduğu zengin bir hazinedir. Farkında olmasak da, bilinçaltı sembollerle, işaretlerle kendini belli eder. (daha&helliip;)

İmamı Topal Timur Olursa


Hoca bir gün Timur Hanı’ın adamlarından birine sorar:
—Kimim mezhebindensin?
Adam elini göğsüne götürüp kuvvetli bir sesle:
—“Emir Timur’un” demiş.
Orada bulunan cemaatten biri seslenmiş:
—Hoca efendi, bir de peygamberini sor bakalım.
Hoca:
—“İmamı Topal Timur olursa, başka bir şey sormaya gerek yok” demiş.

Okulda Uyum ve Başarıya Götüren Zihniyet


Öğrenciler, çoğunlukla zekanın doğuştan gelen değişmez bir özellik olduğuna inandıkları için başarının da zekayla doğru oranda otomatik olarak geldiğini düşünürler (Dweck, C.). Oysa beyin, alıştırma yaptıkça gelişen bir kas gibidir. Bu alıştırmanın önemli bir parçası çabadır. Çaba gösterip çok çalıştığınız her sefer yeni bir şey öğrenirsiniz, beyinde yeni bağlantılar oluşur ve sonucunda akıl yürütme ve kavrama yeteneğiniz artarak gelişir. (daha&helliip;)

Hayat Hikâyeleri ve Kimlikler


Kimliğimizi tanımlarken yaşantımızın çeşitli dönemlerinde öne çıkan olayları ve mihenk taşlarını kullanırız. Kimlik tarifimize, yaşanmış anıları katarak anlam kazandırırken bir yandan da hayatımızın hikayesini yazarız. Bu hayat hikayesi, bizi biz yapan temalar, karakterler, sahneler, anılarla doludur. Geçen tüm zamanlar ve mekanlarda tek bir “ben” vardır. ”Ben”in anıları ve gelecekte olması tasarlanan “ben” imajları arasında var olur insan ve böylece “ben”in, tek ve bütün olarak devamlılığı zaman ve mekanda sürüp gider.

Psikolojide bu olguya “hikaye edilen benlik” (narrated self) denir. Kimlik oluşmasında çok önemi olan bu benlik hikayesinin kökleri, ortalama 3 yaştan itibaren dil gelişimiyle birlikte hafızada ifade bulan ilk çocukluk anılarına dayanır. İlerleyen ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde hikaye gelişmeye devam eder.

 

Hikayemizi oluşturan anılardan seçkiler, düşünce kalıplarımızı, beklentilerimizi, davranış biçimlerimizi ve hayattaki amaçlarımızı şekillendirir. Hayata yaklaşımımız, değerlerimiz, günlük yaşamdaki motivasyonumuz ve seçimlerimiz, bu anıların renklerini, az ya da çok canlı izlerini, kimliğimizle bir örülmüş tozlarını taşır. (daha&helliip;)

Giderayak

Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek
giderayak.

Nazım Hikmet Ran

Çalgıcının Hikâyesi


Duydun mu bilmem Ömer’in zamanında çenk çalan varlıklı bir çalgıcı vardı.
Bülbül onun sesini duydu mu kendinden geçerdi, güzelim sesini dinleyenlerin neşeleri birse yüz olurdu.
Meclisleri, toplulukları onun soluğu, onun sesi bezerdi; sesinden, çalgısından kıyametler kopardı. (daha&helliip;)