Nisan 2016

Duygusal Zeka ve Mutlu Çocuklar Yetiştirmek


Duygusal zeka, insanın duygularını tanıması, yönetebilmesi ve diğerinin hislerine karşı uygun tepkiler verebilme becerisidir. Çocuklar, bu beceriyi anne babaları ve yakın çevreleriyle olan ilişkilerinde öğrenirler. Çocuğun hissettiklerinin inkar edilmesi, görmezden gelinmesi veya anlaşılmaması onun benliğini zorlar, kendine yabancılaşmasına ve sahte kimlikleri benimsemesine yol açar. (daha&helliip;)

İki Denizin Birleştiği Yerde Olacakların Masalı


Anlatılan masallardan gerçek dünya yaratılır.

İki denizin kavuştuğu yerde Musa ile onun gizemli yoldaşı Hızır buluşurlar. Hızır’ın bastığı yer yeşerdiği için bu adla anılır, yolcuların koruyucu velisidir, abıhayattan içmiş bir ölümsüzdür ve her zaman dünya üzerinde yaşadığına inanılan ilahi kişiliktir. Tanrı kendi bilgisinden ona vermiştir.

Musa, Hızır’ın yanısıra gitmeyi ve ondan bu bilgiyi kendisine de öğretmesini ister. Hızır, “Buna dayanamazsın” der. Musa ısrar edince, Hızır bir koşulla kabul eder: “Ben sana açıklamadıkça göreceğin şeyleri sorma” diyerek söz alır Musa’dan. Yola düşerler; bir gemiye binerler; gemi sahibi bunladan para pul istemez. Hızır, gemi yol alırken gemiyi delmeye koyulur. Musa: “Neden deliyorsun gemiyi, içindekiler boğulacak” deyince Hızır, Musa’nın kendisine vermiş olduğu sözü hatırlatır. Bunun üzerine Musa susar.

Varacakları yere gelince gemiden çıkarlar. Hızır, yolda oynayan çocuklardan birini tutar, öldürür. Musa: “Kimseyi öldürmemiş, hatta ergenlik çağına bile gelmemiş bu çocuğa niye kıydın?” diye sorar.

Hızır: “Sana, benimle yola çıkmadan önce göreceklerine dayanamazsın demiştim” cevabına karşılık Musa tekrar af dileyerek susar.

Sonra bir köye varırlar; köylülerden yiyecek içecek isterler; köylüler vermez. Giderlerken Hızır, yıkılmak üzere olan bir duvarı eliyle sıvazlar, düzeltir. Musa: “Bunu parayla yapsaydın da birşey alıp yeseydik” deyince Hızır: “Artık ayrılık vakti geldi” der; “Ancak yaptığım şeylerin hikmetini anlatayım sana”:

İlerde zalim bir padişah var; yeni, kusursuz gemileri zaptediyor. Gemiyi zaptetmesin diye deldim. O çocuk yaşasaydı, kâfir ve azgın olacaktı; anası babası temiz inançlıydı. Onu öldürdüm, suçtan kurtardım. Allah, o ana babaya hayırlı bir evlat verecek. Duvar, iki yetim oğlanın bahçe duvarıydı; babaları temiz bir kişiydi. Duvarın dibine onlar için para gömmüştü. Duvar yıkılsaydı paralar meydana çıkacaktı, çocukların hakları eller eline geçecekti; duvarı bunun için düzelttim.

“Masal bir ölçeğe benzer; mana ise içindeki buğdaydadır.
Akıllı kişi mana buğdayını alır da ölçeğe bakmaz.”
der Rumi ve hikaye devam eder…

Mesnevi Tecümesi ve Şerhi, I-II. Cilt. 1990. Abdülbaki Gölpınarlı, Inkilap Kitapevi, 3. Baskı. S.49. (Kuran 18: 60-82)

Söz: Alberto Manguel

4 Nisan, 2016